Sonumuz Yakın

Bir gün gökyüzünden mavi yerine yeşil yağmaya başladı ve her şey değişti. Yıl 2077’ydi. Herkes yine normal bir şekilde evde oturuyordu, geziyordu, yani hayatı yaşıyordu. Hava durumunda yağış oranı yüksek gösteriliyordu, o yüzden herkes yanına şemsiye almıştı. Ancak bilmiyorlardı ki, şemsiyeyle engelleyebilecekleri bir yağmur yoktu. Yağış ilk başladığında herkes normal bir yağmur sanıyordu. Yağmur arttıkça insanların canı yanmaya başladı, ama kimse buna aldırış etmiyordu, işlerini yapmaya devam ediyorlardı. Sağanak yağmaya başladığında herkes yanmaya başladı. Bilim insanları bunun sebebini anlamak için yağmurun pH değerini araştırmaya başladılar ve gördüler ki, çok şiddetli ve tehlikeli bir asit yağmuru yağıyordu.

Bunu öğrenen insanlar sığınaklara kaçmaya başladılar. Hepsi, kendi yakınındaki sığınaklara saklandı. Bunun yaşanacağı öngörüldüğü için sığınaklar her şeye hazırdı. Muhtemelen yakın zamanda Amerika’nın Rusya’ya attığı hidrojen bombası nedeniyle bu durum meydana gelmişti. Bu, fırlatılan 3. hidrojen bombasıydı; bu iş çığırından çıkmıştı. BM’nin engel olması gerekiyordu, ancak onların çok da umursadığı söylenemezdi. Resmi olmasa da, 3. Dünya Savaşı başlamıştı diyebilirdik. Hatta bunu demek için geç bile kalmıştık. O yağmur, sanırım 3-4 hafta aralıklı bir şekilde yağmıştı. O aralıklarda da insanlar işlerini halledip, yağmura kalmadan sığınaklara yetişmeye çalışıyordu. Ne yazık ki, bu yağmurlar ülkeler arasında iç savaş başlatmıştı: Sığınaklar arası savaş. Her sığınak, kaynakları kendine istiyordu, çünkü kaynaklara fazlasıyla sınırlı kalmıştı. Hidrojen bombası eski Gürcistan’a atıldığı için tam Türkiye sınırındaydı, bu sebeple bu seferki bizi de en az Gürcistan kadar etkilemişti. Bu savaşlar sebebiyle daha çok insan ölüyordu. Anadolu, tamamen koca bir Ankara’ya dönmüştü, ama gelişmemiş bir çöl haline gelmişti. Ankara’da bozkırlar bile çok az kalmıştı. Onlara erişmek için canını verenler bile oluyordu. Bununla beraber, Almanya önüne gelen her Müslüman ülkeye saldırmaya başlamıştı. Adeta 2. N**i devleti kurulmuştu. Almanya, uçan tanklarıyla tüm Orta Doğu’yu ele geçiriyordu. Türkiye, bu savaş esnasında kendini savunmuş olsa da, BM, Orta Doğu’daki tüm topraklarını Almanya’ya vermişti. Oradaki Türklere, İranlılara, Suriyelilere işkence uygulanıyordu. Bu sefer yakmak yerine, omuriliklerine elektrik verip, istenmeyen bir harekette bulunduklarında bayıltacak şekilde çalıştırıyorlardı.

Tüm bunlar yaşanırken, kaynaklar gittikçe azalıyor, azalıyor ve azalıyor. Bunu fark eden insanlar, bir olup sınırlı kaynakları beraber kullanarak bir uzay gemisi oluşturuyorlar. Bunu NASA üssünde yapıyorlar ve bu sebeple Amerika, bu gemiyi sahiplenip kaçmak için en zeki, en güçlü ve en komik vatandaşlarını gemiye bindirip gece vakti kimsenin haberi olmadan uçurmayı planlıyordu. Her şey hazırdı, geriye sadece geri sayım kalmıştı:10 9 8 (roketler çalıştı)7 6 5 (iticilerden alevler çıkar)4 3 2 (roketler tam güce ulaşır)1 (roket yükselmeye başlar)
Roket yükselir, yükselir ancak yeteri kadar yükselemez. Atmosferi aşmasına 1000 km kalmışken yakıt biter ve roket düşmeye başlar. Düştükçe hızlanır, hidrojen çekirdek ısınır ve patlamaya hazır hale gelir. Roket düşer ve 3000 hidrojen bombası gücünde bir patlama oluşturur. Bu patlama, Dünya’nın çekirdeğini etkiler ve artık yer yüzünde canlı yaşamı olamayacak şekilde patlar. Parçaları asteroit kuşağı yörüngesinde dönmeye başlar.

(Visited 1 times, 1 visits today)