Renklerin Dansı

Küçük bir köyde, her şey siyah beyazdı. Gökyüzü, ağaçlar, hatta insanların yüzleri bile… Köyde yaşayan herkes bunu normal karşılıyordu. Ta ki bir gün, küçük Defne adında bir kız, köyün kenarındaki eski bir kulübede yaşlı bir kadınla tanışana kadar.

Yaşlı kadın, Defne’ye sihirli bir fırça verdi ve “Bunu kullan, renkleri bul.” dedi. Defne, fırçayı alır almaz, gökyüzüne dokundu. Birden, gökyüzü masmavi oldu. Ağaçlara dokundu, yapraklar yemyeşil. Köydekiler, bu değişimi görünce şaşkına döndü. “Bu nasıl mümkün olabilir?” diye mırıldandılar.

Defne, herkese fırçayı kullanmayı öğretti. Köydeki çocuklar, evlerini, sokaklarını, hatta birbirlerinin yüzlerini renklendirmeye başladı. Köy, bir anda rengarenk bir yer haline geldi. İnsanlar ilk kez gökkuşağını gördü, çiçeklerin sarısını, denizin turkuazını fark etti. Her şey daha canlı, daha neşeliydi.

Yaşlı kadın, Defne’ye teşekkür etti ve “Renkler, hayatın neşesidir. Onları asla kaybetme!” dedi. Defne, bu sözü hiç unutmadı. O günden sonra, köyde her şey renkliydi. Defne ve arkadaşları, her gün yeni renkler keşfediyor, hayatı daha güzel hale getiriyordu.

(Visited 3 times, 1 visits today)