Bir sabah uyandığımda her şey farklıydı. Kimse mutlu değildi, kimse üzgün değildi. Herkes, sanki duygularını kaybetmiş gibi, sadece duruyordu. Etrafıma bakarken, insanlar normalde neşeyle karşılaştıkları sabah kahvaltılarında bile hiçbir şey hissetmiyordu. Annem, bana “Bugün okulda ne yapacaksın?” diye sorduğunda, cevap veremedim. Ne heyecan vardı, ne de sıkıntı.
Okula gittiğimde sınıftaki herkes garipti. Arkadaşlarım bana selam vermedi, çünkü onlarda ne bir sevgi, ne de bir öfke vardı. Öğretmenimiz “Bugün dersimize başlıyoruz.” dedi ama sınıfta kimse neşeyle ya da sıkılarak cevap vermedi. Her şey sıradan ve boştu.
Ders sırasında, hiç kimse gülmedi, hiç kimse kavga etmedi. Herkes sadece derse odaklanmıştı ama kimse bir şey hissetmiyordu. Akşam okuldan dönerken, kardeşim bana “Yemekte ne var?” diye sordu ama ben de ona sadece “Bilmiyorum.” dedim. Çünkü ne yemek, ne de başka bir şey hakkında bir duygum yoktu.
O günün sonunda, her şeyin anlamı sanki kaybolmuş gibiydi. Her şey sıradanlaştı. İnsanlar sadece var olmaya devam etti ama hiçbir şey hissetmiyordu.