Eğitim kişiler için farklı tanımlara sahiptir. Bunlara örnek olarak göstereceğim düşüncelerden biri Pablo Picasso’nun eğitimin yaratıcılığı kısıtladığıdır. Diğeri ise eğitimin kişinin toplumsal sorumluluklarını yerine getirmesini sağladığını düşünen Tolstoy’dur.
Eğitim hayatımızın ilk yıllarında başlar ve 20-30 yaş aralığında tamamlanır. Bu kısımda ilk yıllar bizim yaratıcılığımızın zirvede olduğu dönemlerdir. Çocuklar bu dönemde hayal güçlerini her alanda kullanmak isterler. Ancak okul hayal gücü için büyük bir engeldir. Nedeni ise bize hep kalıplaşmış şeylerin öğretilmesidir. Rakamları hayvanlara benzetirsen öğretmenin kızar. Çünkü rakam rakamdır. Öyle öğrenmelisin. Bu durum kişinin yorumlamasını da kısıtlar. Kişi yaratıcı bir şey yapmaktan korkar hale gelir. Sonucunda ise çoğunluğu yozlaşmış bir toplum ortaya çıkar. Toplumsal sorumluluk bizim için çok önemlidir. Ayrıca bunu okul sağlar. Okulda yapmamız için verilen ödevler, dersten önce kitabımızı hazırlamamız ve daha birçok şey toplumsal sorumluluğumuzu sağlar. Okulda sorumlu olmaya alışırız çünkü.
Yazdıklarımızı bir noktada toplarsak eğitimin kısıtlayıcı ancak bir o kadar da gelecekte rehber olduğunu anlarız. Bence eğitim yaratıcılıkta kendini geliştirirse kusursuz bir sistem olabilir.