İlk önce oraya savaşmak için at ile giderdim. Orada savaşırken tüm askerlerin vatan savunması için kendi canlarını feda edip buraya gelmelerini görürdüm ve bazı askerlerin şehit olduklarını görürdüm. Oradaki atmosfer çok üzücü ve çok ürpertici olduğunu anlardım. Savaşırken karşı orduya mermi atarken içimdeki korku ve hüznü aşmakta zorlanıyordum. Komutanımız bize biraz ileriye doğru yönelmemizi söyledi. Komutanı dinleyerek yavaş adımlarla yürürken arkadan bir ses yükseldi o baş komutan Atatürk’tü bizi gruplara ayırarak yönlendirdi bizim görevimiz kendi yaşayan askerlerimizi dağın üstündeki bir kulübeye götürmekti. Ve benim en yakın arkadaşımın grubunun görevi ise hayatta olan düşman askerlerini bizim kendi askerlerimizi götürdüğümüz kulübenin karşısındaki bir kulübeye götürmekti. Biz telsiz ile Atatürk’ü arayıp görev bitti dedik. O da bize (hemen aşağıya inin size yeni görev vereceğim öbür grubun da işi bitince onlarla birlikte gelin çünkü kulübede onlara bakacak kişiler var) dedi. İşimiz bitince karşı grubu da alıp koşa koşa aşağıya indik Atatürk bize yeni görev verdi bizim görevimiz şehir merkezine gidip kamyonlar ile ordu için erzak getirmekti çünkü o işte çalışan askerler hastalanmıştı. Biz erzakları getirdik ondan 6 saat sonra savaş bitti. Herkes merkeze gidince tören oldu orada gazi olanlar için madalya verildi. Bizim Çanakkale maceramız buydu işte.

Çanakkale’de Savaşsaydım
(Visited 3 times, 1 visits today)