Buzullar Arasında Bir Gün

  1. Hayal ettiğim doğa harikası, dünyanın en büyük buzullarından biri olan Grönland’daki bir buzul. Burada geçireceğim bir günü betimlemek, sadece doğanın gücünü ve güzelliğini değil, aynı zamanda insanın bu büyük doğa karşısındaki etkisizliğini hissettirecek bir deneyim olacak. Burası, buz kütlelerinin denizle buluştuğu ve suya düşen devasa buzdağlarının muazzam görseller sunduğu bir yer.

Gün doğarken, kızıl güneş buzulun üzerinde hafif bir yansıma oluşturuyor ; rüzgarın ve denizin sesinin arasına karışan kuşların cıvıltısı onlarca metre öteden duyuluyor. Gözlerimi açtığımda ilk göreceğim şey, kilometrelerce uzanan buzulların bembeyaz görkemi olacak. Güneş, buzul yüzeyine vurduğunda göz kamaştırıcı bir parlaklık yaratacak, buzların içine işleyen mor ve mavi tonlarının ahenk içindeki dansını izlemek ise bir tür büyü olacak. Gökyüzü o kadar berrak ki, bulutlar neredeyse hiç görünmeyecek, ve hava son derece temiz, her nefeste doğanın saf halini hissedeceğim. Göğsümün içine dolan ferah hava beni adeta büyüleyecek.

Günümü, buzulun etrafında yürüyerek ve onun güzelliğini kavramaya çalışarak geçireceğim. Her adımda, çıkan küçük çıtırdama sesileri ile buzulların ne kadar eski olduklarını ve zamana meydan okuduklarını düşündükçe insanın küçücük bir varlık olduğunu anlıyorum. Yürüyüşümü buzulların kenarına, denize en yakın bölgeye yönlendireceğim. Burada, devasa buzdağlarının denize düşmesini beklemek, zamanın bir şekilde yavaşlamasına neden olacak. Bu anı izlerken, buzulların suya düşerek yaratacağı gürültü ve dalgaların sesiyle doğanın gücünü tam anlamıyla hissedeceğim. Ortaya çıkan bembeyaz kar rüzgarından çıkan tanecikler yüzüme birer birer çarpacak ve her bir parçasında ayrı bir dünyaya gideceğim.

İlginç olan şey, bu buzulların içindeki renklerin, sıcaklıkla değişebilen tonlarının bana kendine özgü bir dünya sunduğu hissidir. Özellikle buzulun içindeki derin mavi ve yeşil renkler, sanki başka bir gezegenden gelmiş gibi görnüyor. Yavaşça, içimde derin bir huzur ve aynı zamanda saygı duygusu uyanacak. Gözlerimi bu manzaradan ayıramadan, günün geri kalan kısmını buzulların etrafında dolanarak geçireceğim.

Öğleden sonrasında, deniz kenarında oturup buzulların denize karışırken yarattığı sesleri dinleyeceğim. Bu sesler bir deniz kabuğunu kulağımıza dayadığınızda çıkan seslere benzer olmasıyla birlikte sahip oldukları frekans sebebiyle beni yatıştıracak. Gözlerim kapanacak, bir yandan doğanın çeşitli seslerine odaklanırken, diğer yandan zihnimdeki tüm karmaşadan arınıp tamamen doğaya ve onun karşısındaki çaresizliğime odaklanacağım. Bu esnada belki bir kaç balina ya da  kuzey kutbu kuşlarının geçişine tanıklık edebilirim.

Gün batımına doğru, güneşin buzulun üstünde yarattığı turuncu ve pembemsi ışıkların arasında kaybolarak, son olarak buzulların sonsuzluğuna bakacağım. Doğanın bu muazzam harikası, bana insanın doğa karşısındaki küçüklüğünü, aynı zamanda bu güzellikleri koruma sorumluluğumuzu hatırlatacak. Akşam olduğunda, artık gerçekliğin ötesinde bir huzur içinde olacağım. Zihnim boş ve ruhum dinlenmiş bir biçimde gözlerimi kapatacağım ve derin bir uykuya dalacağım.

(Visited 6 times, 1 visits today)