Ben ilkokuldan bu yana çok zorbalığa maruz kalmış bir insanım. Sınıfın sessiz kızıydım ama beşinci sınıfta bu değişti. Altıncı sınıfta da değiştiğini zannetmiştim ama maalesef öyle değilmiş. En yakın arkadaşım beni sırtımdan bıçakladı. Bu yüzden bugünlerde pek de mutlu olamıyorum. Ona çok değer veriyordum, bu nedenle şehrimi karanlık yapmaya karar verdim.
Bu şehir, zorbalığa uğrayan insanların mutlu olabileceği bir yer olacak. Her şey bedava olacak, insanlar istedikleri her şeyi alabilecek. Burada sadece zorbalığa uğrayanlar olduğu için kimse kimseyi incitmeyecek. Psikolojik açıdan zor durumda olanlar ise ücretsiz bir şekilde psikoloğa gidebilecek.
Bence bu harika bir şey! Düşünsene, hiçbir zorba yok! Huzurlu, kavgasız ve mutlu bir yer. Her şey bedava, ekonomi mükemmel Tüm bunlarla birlikte gerçekten mutlu bir şehir.
Tabii ki metnin başlığı nedeniyle “Mutlu Şehir” dememi garipseyeceksiniz. Bu normal çünkü aslında gerçekten de karanlık bir yer. Her ne kadar mutlu bir şehir gibi görünse de bir kâğıdı buruşturduğunuzda ve sonra açtığınızda eskisi gibi dümdüz olmadığını bilirsiniz. Ne kadar özür dilerseniz dileyin, hatta ütüleseniz bile o kâğıt asla tamamen düzelmez.
Benim şehrim de böyle. Burada yaşayan herkesin içinde bir karanlık var. Dışarıdan her ne kadar mutlu görünseler de geçmişlerindeki acılarla yaşamaya devam edecekler. Aslında bu şehir, hayatlarının sonuna kadar mutlu olmaları için bir bahane, bir oyun. Sonuçta herkes iyi bir hayatı hak eder.
Şimdi, söylediklerimi dinledikten sonra bir insanı tekrar zorbalamak ister miydiniz? Ben olsam asla kimseye zorbalık yapmazdım. Çünkü hiç kimse ne kadar kötü biri olursa olsun, zorbalığı hak etmiyor.