İnsanlık 20. Yüzyılın ortalarına doğru uzaya gitmeye ve kendi gezegeni dışında bulunan başka yıldız sistemlerinde veya gezegenlerde yaşam aramaya başladı. Bunu neden yaptığını soracak olsak da insanların bilgiye aç oldukları cevabını alırız sürekli. Fakat peşinde olduğumuz şey gerçekten sadece bilgi mi, daha kendi yaşadığımız yeri temiz tutamıyorken başka yerleri kirletmenin lüzumu ne? Zaten uzay çöpü dediğimiz bir şey var, binlerce çöp dünya yörüngesinde ve uzaya görev için giden araçları tehlikeye atıyor. Bu da yetmiyormuş gibi bu çöplerle ilgili bir yasa hala çıkarılmadı bile!
Dünya dışı yaşam arama sebebimiz evrendeki hayatın doğasını ve dağılımını anlamak, yani diğer bir deyişle bilgilenme isteğimiz. Bazı insanlar zeki yaşam formlarıyla karşılaşabilirsek dünyayı terk edebileceğimize inanabilirler. Fakat on milyonlarca gezegenden sadece biri Dünya’ya benzer kimyasal bileşenleri vb olur. Günümüz teknolojisiyle güneş sistemine en yakın yıldız sistemine ise yaklaşık 100 veya 150 yılda gidebiliriz. Yani uzayda yalnızmışız gibi ve başka yaşam formları aramamıza gerek olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz.
Açlık, yoksulluk, çevre kirliliği gibi durumlar dünya savaşlarından sonra ve sanayi devriminin yardımı ile yükselmiştir. Bunlar gezegenimizi ve ırkımızı tehlikeye atan şeylerin en başında olmasına rağmen devletlerin tek başlarına değiştirebileceği bir şey değil. Bunun gibi sorunları aşmak için bir toplum olarak harekete geçmemiz gerektiği maalesef bir gerçek. Toplu taşıma kullanmak, israfın ve aşırı tüketimi durdurmak veya azaltmak, geri dönüşüm yapmak bu sorunların çözülmesine yardımcı olabilir. Ama bilim insanları aktif olarak daha kolay çözümler aramakta.
Kısaca, hızla gelişiyoruz ve zamanımız daraldığı için hızlı ve bilinçli olmalıyız.